Untitled Document Dua, Allaha Teşekkürdür

2008.02 Tarihli makale


Bir mektupla başlamak istiyorum. Genç bir kız olan ve İstanbul’dan bize ulaşan Saniye’nin mektubuyla…

“Temiz havayı derin derin içime çekerken, gecenin içinden süzülüp gelen sesleri dinledim. Net işitemesem bile, gece kuşlarının sesi, derinlerden gelen müziğin tınısı, çocuk ağlaması, gittikçe azalan trafiğin has gürültüsü, bir yerlerde saat başı geldiğini bildiren duvar saat gongunu…
Tüm duyduklarım adeta, “Bizim de görevimiz var, bizi de Allah yarattı, “ dercesine varlıklarını belli etmeye çalışıyorlardı. Hepsi, gökyüzünde parlayan yıldızlar eşliğinde, varlık sebeplerini haykırıyordu…
Birden içimin huzurla dolduğunu hissettim. Havayı son bir kez daha koklarken, kalbimin en derinliğine kadar duyduğum ezan sesiyle beraber, ben de yıldızları kendime eşlik ettirerek ellerimi kaldırıp şöyle dedim, “Allah’ım, sana şükürler olsun. Her şey için… Bizlere verdiğin bunca güzellik için… Sonsuz teşekkürler…”
Evet, bu gece bir başka şeyler yaşadım.. Çünkü ben de bir başkayım. Her şeyi bir başka görüyorum. Allah’ım, bu başkalığı bana hep yaşat…
Ellerimi kaldırıp şöyle dua ettim,“Allah’ım! Yol boyunca bırakma ellerimi! Sımsıkı tut, düşerim sonra!... Allah’ım! Niçin yarattınsa bizi, kalbime söyle engellere takılmasın, arınsın. Allah’ım! Nasıl pırıl pırılsa, güzelse sevdiğin kulların, öyle güzel kıl beni de… Allah’ım! O güzeller güzeli hangi iyilikleri dilediyse Sen’den, dilerim ben de öylelerini… Allah’ım! O güzeller güzeli, hangi şeylerden sığındıysa sana, upuzak tut benden onları… Allah’ım! Yol boyunca bırakma ellerimi! Sımsıkı tut, düşerim sonra!…”
Sevinçliyim, huzur doluyum, ama bir tarafım da korkuyor mu ne? Neler oluyor bana? Nedir bu hal? Bunları bana anlatırsanız çok sevinirim, hayırlı günler.”
Saniye’nin mektubu böyle devam ediyor. Şimdi neler hissettiğini ona anlatmaya çalışalım.
Sevgili genç kardeşim Saniye, seni zararlı alışkanlıklardan, kötü ve yanlış davranışlardan koruyacak güç, Allah sevgisidir. Manevi zenginlik, hayatı güzel gösterir. Eğer manevi değerlerin güçlüyse, kişiliğin ve direncin de o oranda güçlüdür. Bu gece sen, o manevi lezzeti tatmışsın. Ne mutlu sana…
İnsanda, kendisini koruyacak, yardım edecek “sonsuz bir kuvvet” arayışı vardır. İnsan, sahip olduğu bitmez tükenmez merak duygusuyla henüz isim takamadığı çocukluk yaşından itibaren, fakat zamanla öğreneceği, ilahi kuvveti durmadan arar. İnsanda görülen bu arayış, ondaki ihtiyacın bir ifadesidir. Sen de bu ihtiyaçla, arayışa geçmişsin. Ne güzel ki, aradığını bulanlardansın. Çünkü kağıda not ettiğin o güzel sözler üzerine düşünürsen seni daha derinlere götüreceğini göreceksin. Çünkü, kutlu bir yola girmişsin. Yolun açık, yolculuğun sorunsuz olsun…
İnsanda Allah’a inanma isteği, genellikle vazgeçilmez bir istek olarak ortaya çıkmakta ve Allah’ı gerçek ve kaçınılmaz bir sığınak, dayanak ve emniyet kaynağı olarak kabul etmektedir.
İnsanın daha çocukluk yıllarından itibaren birtakım temel ihtiyaçları vardır. Emniyet, güven, dayanma, korunma, sığınma, kabul görme, teslim olma, sevilme, bu ihtiyaçlardan en önemli olanlarıdır. İşte insanın arayışı da bu ihtiyaçlarına cevap bulmak içindir. Sen sıkıntını gidermek için sığınmak istiyordun ve sığınacak en güçlü varlığı buldun. Dinlediğin sesler, seni O’na götürdü.
Burada hemen belirtmek gerekir ki, aileler, çocukların ve gençlerin bu arayışını bilmeli ve onlara yardımcı olmalıdırlar. Gerçek ve güzel değerleri onlara öğretmeli, batıl ve yanlış yollardan uzak durmalıdırlar.
Yapmaları gereken en önemli şey, çocuklarını boş inanışlardan uzak tutmalarıdır. Kendileri de bunlara inanmamalı ve çocukların da inanmasını engellemelidirler. Mesela, kötü bir şey olmasın diye 3 kere tahtaya vurmak gibi. Hıristiyanların da yaptığı bu harekete göre, böyle yapılarak kötü ruhun ortadan gideceğine inanılır. Çocukların böyle bir ortamda yetişmiş olmaları, onların da yaşantılarına yansır ve hayatlarında bu tür batıl davranışlar tekrarlanır. Ama onlar bu batıl davranışlarla daha kötü duruma gelirler. Asl olan güzeli ve doğru görebilmeleridir. Bunun yolu da gönül huzurudur.
Yaşayan her insanın tarih, millet, ahlâk, din ve diğer moral değerlerin ne anlama geldiğini anlamak için, bu değerlere sahip olan kişilerle dostluk kurması gerekir. Onların gönül zenginliğinin, şefkat ve merhametinin, iyi niyetinin, sevgi ve saygısının, bu konuda çok şey anlattığını görecektir.
Hayatın içinde, çeşitli sınırlılıkların ve gerçekleşmeyen isteklerin, yüce bir kuvvete dua etmeyi kolaylıkla yapmanı sağlar. Ve yaptığın o güzel dua, bu isteğin bir tezahürüdür. Sendeki ve senin gibi gençlerdeki hatta çocuklardaki, Allah’a inanma isteği pek tabidir. Bu istek, senin içten gelen bir ihtiyacını karşılamakta ve inanma isteği adeta iraden dışında gelişmekte. Esasen ailenden gördüklerinle bu ihtiyacın şekillenmekte ve yaşın ilerledikçe, hayat tecrüben arttıkça her geçen gün bunu daha kolay anlayacaksın. Bütün bunlar, eksikliklerini, zayıflıklarını hissettikçe farkına varacağın ve neticede her şeyi yaratan Allah’a inanma ve güvenme ihtiyacı duymandan kaynaklanmaktadır. Anlayacağın korkacak bir şey yok. Her şey normal ve olması gereken gibi…
Allah’a inanmakla kendini güçlenmiş ve O’na yakınlaşmış hissedeceksin. Allah’ın seni her zaman koruyacağına ve suçlarını affedeceğine inanman, sana büyük bir rahatlık ve huzur verecektir. Böylece hayatı iyi, güzel ve yaşamaya değer bulacak ve o nisbette yaşama gücün artacaktır.
İnsan beşeri sevgiden Allah sevgisine ulaşırsa, kalbi bütün canlılara karşı sevgi ve merhametle dolar. Bu sevgiyle kalpler O’na yönelerek, mutluluğun doruğuna ulaşır. Çevrenizdeki bütün canlılarda Yaradan’ın gücü ve büyük izi vardır. O’nun izni olmadan bir yaprak bile kıpırdayamaz. O’na teslim olan kalpler, O’nun sevgisiyle yumuşar. Allah sevgisi olan kalpte kin barınmaz. Öfke, şiddet ve nefret, ancak insanlığın karanlık yönüdür. Sevgi, şefkat ve merhamet, insanın aydınlık olan gerçek yönüdür. Karanlık ancak aydınlıkla, ışıkla yok edilir. Şiddete şiddetle cevap vermek, karanlığın tuzağına düşmektir.
Yönünü Allah’a çevirerek ve gönlünü ancak O’nun sevgisiyle doldurarak olgun insan olursun. Gönlünde sevgi şimşekleri çakıyorsa, anla ki, senin gönlünde sevgi var. Gönlün Allah aşkıyla yanıp tutuşuyorsa, hayatın güzelliklerle doluyor demektir. İnan Allah da seni seviyordur. Evet, hiçbir aşık yoktur ki, sevgilisini arasın da, sevgilisi onu aramasın… Gönlüne ışık veren, hayatını coşkulu kılan ve ruhunu dağların en yücesine taşıyan yalnızca Allah aşkıdır.
Allah’tan geldin ve yine zamanı gelinice dönüşün O’na olacaktır. Allah’ın nuru, insanların kalbinde parlamalıdır. Hz. Ali; “Kalbimde önce, sonra ve şimdi Allah’tan başka bir şey görmedim,” diyor. İnsanın nefsi, kendisiyle Allah arasında en büyük engeldir. Nefsinin isteklerinin esiri oldukça, huzursuzluğun da artacaktır… İnsanın yaşam sürecinde, dünyada alacağı nasibi ancak Allah’a olan yakınlığı kadardır. Gönüller dua ile O’na açılır, dua ile huzur bulur.
Gönülden gelen coşkulu duygularla yapılan duanın, insanın hayatını değiştireceği, nefretin yerini sevginin alacağı, endişenin yok olacağı, yerini güven ve huzurun alacağı, bilinmelidir. Şimdi aşağıdaki kuralları uygularsan, duanın gücünden daha fazla yararlanırsın. Korkudan ve endişeden uzak olursun.
- Sakin bir köşeye çekilerek, Allah’ı düşün ve kalbini O’na aç
- Okula giderken, otobüste, trende, yürürken, yattığında, gözlerini kapat ve Allah’ın varlığını hisset.
- Allah’ın sana verdikleri için teşekkür et.
- Tüm insanlık ve ailen için Allah’a yalvar. Huzur ve mutluluk vermesini dile.
- Dua sırasında aklın berraklaşsın. Hiçbir olumsuz düşünceye kapılma.
- Allah’a isteklerini aç. O’nun seni boş çevirmeyeceğine inan ve senin için yaptıklarının senin isteklerinden daha hayırlı olacağına inan.
- Her şeyini Allah’a havale et. Yalnız O’na yalvar ve O’ndan dile.
- Kendin için istediklerinden daha fazlasını başkaları için de iste.
- Daima iyi dileklerde bulun. Bir insana zarar vermek ve ondan intikam almak gibi duygular uygun olmayacağını bil ve iyi duygular için dua et.
- Gönülden dua et. Allah’ın sevgisini kalbine doldur.
- Sıkıntı çekmediğin zamanlarda, sağlığın iyi olduğunda dua etmen daha faydalıdır, unutma.
- Duadan önce Allah’ın adını andıktan sonra, Peygamberimize dua etmek, daha sonra da dileğini bildirmen daha uygundur.
- Dua etmeye devam et, umutsuzluğa düşme ve yaptığın duanın bir gün kabul edileceğine yürekten inan. Allah’a açılan gönlün sevgiyle dolacaktır. Halisane dualarınla huzur bulacaksın.
İnsan, birazcık menfaati için kula kulluk etmez. Bir insanın önünde eğilerek, dalkavukluk yapılmaz. Sadece, secdede Yüce Yaratıcı’nın önünde eğilir. Yalnız O’na el açar ve O’ndan bekler. Halisane bir gönülle Allah’a yalvarmak, O’na güvenmek, en ümitsiz anlarında seni selamete ve mutluluğa götürür. Hz. Peygamber; “Allah’a canı gönülden dua edenleri Allah sever,” buyurmuştur. Yanık gönüllerden yükselen yakarışlarla insan, Allah’a kavuşur. O’nun rahmetine mazhar olur. Allah, Hz. Muhammed’e; “Kullarım sana benden sorarlara, ben onlara yakınım. Dua edenlerin duasını kabul ederim. Buna dua etsinler ve bana inansınlar ki, selamete erebilsinler.” (Kur’an-ı Kerim, Bakara Sûresi-186.ayet) Üzüntülü günlerinde Allah’tan yardım isteyen kimse, mutlu günlerinde daha çok dua ederse, Allah’a yakın olur. Anlayacağım genç kardeşim, dua, Allah’ın verdiği binlerce nimete teşekkürdür. Sen de bu teşekkür yöntemini öğrenmeye başlamışsın, ne mutlu sana…
NOT: Sizin de Saniye gibi soru ve sorunlarınız varsa, mektuplarınızı bekliyoruz.